| Yazar: | Prof. Dr. Canan Seyfeli |
| Eser Türü: | Basılı, Dijital |
| Yayıncı: | DTA Yayıncılık |
| Yayın Tarihi: | 05/02/2026 |
| Kategori: | Din Bilimleri |
| Sayfa Sayısı: | 487 |
| Dil: | Türkçe |
| Kapak: | Karton |
| Boyut: | 16 x 24 |
| ISBN: | 978-625-5959-85-0 |
| E-ISBN: | 978-625-5959-84-3 |
| DOI: |
|
Akademik Dinler Tarihi I ve II kitabı, yeryüzünde en ilkel zamanlardan modern zamanlara değin var olmuş her türlü insanı saygıyla anlamaya ve anlaşılmaya değer bularak, olduğu gibi ve nasıl inanıyorsa öylece açıklama gayreti ve amacıyla yazılmıştır. Dolayısıyla kabile dinlerinden İslam dinine kadar ele alınan tüm dinlere bilimsel yaklaşımlar açısından aynı şekilde yaklaşılmıştır. Bu çalışmada araştırmacının yaklaşımı kendi inançlarını, kabullerini bir kenara atma ve kendini araştırılan insanların yerine koyma çabası değildir. Bilakis bu çalışma inancını koruyarak ve ısrarla kendini araştırılanların yerine koymadan kendi yerini koruyarak yapılmıştır. Kendini ve inancını korumayı merkeze alan biri veya bir araştırmacı karşısındakinin/araştırılanın da kendi yerini korumasını esas alır, çünkü bu kendiliğinden zorunlu olarak gelişir. Dolayısıyla önyargıları askıya almak veya kendini başkasının yerine koymak aslında ne mümkündür ne de gerçektir. Gerçeklerden iyi niyetlerle de olsa kaçmak ve kendini başkalaştırma çabasına girişmek mümkün olmayanı elde etmeye çalışmaktır. Gerçekleri kabul etmek, hem kendinin hem anlamaya çalışılan şeyin/insanın varlığını tanımak zaten araştırmaya ve anlamaya artıyla başlamak demektir. Bu durumda önemli olan karşıdakini/araştırılanı kendi gerçekliği içerisinde kabul etmektir. Bu, onu doğru ve gerçek anlamanın başlangıcı ve anahtarı anlamına gelir. Kabul etmek ilk adımdır, ancak kabul kavramını sindirmek de dahil baştan sona kadar önemli olan saygıdır. Gerçek anlamanın anahtarı saygıdır. Saygı zihni ve kalbi açar. Akademik bir çalışmada saygılı yaklaşım gerçekçi, özgün ve başarılı araştırmalar üretir. Bu noktada kimin kimi araştırdığının, mesela içerdekinin dışardakini veya içerdekini araştırdığının önemi yoktur. Saygı ile kastedilen varlığın varlığına, o varlığı meydana getiren uzuvlarına/parçalarına, var olmasını sağlayan unsurlara/köklerine, ona ait olan şeylere ve fiillerine saygıdır, bunları saymak ve kabul etmektir. Fakat önce kendine saygı ve kendini kabul önemlidir ve bu özgür olmaktır. Araştırmacı ne kadar kendisi ve ne kadar özgürse o kadar gerçekçi yaklaşabilir. Böylece bir insanı ancak bütün bu hususlarla birlikte gerçek olarak, yani kendi gerçekliği içerisinde ve bütün olarak anlayabilir, en azından anlama yoluna girebilir. Gerçekler üzerine kurulu bir araştırma sonuçlarıyla gerçek bir temel/zemin olur. Böylece gerçeğin üzerine gerçek inşa edilebilir. Çünkü yalanın/yanlışın üzerine inşa edilen gerçek de olsa bir gün yıkılmaya mahkumdur.
The book Academic History of Religions I and II is written with the aim and effort to explain every type of human being that has existed on earth from the most primitive times to modern times, exactly as they are and just as they believe, by deeming them worthy of understanding and being understood with respect. Therefore, all religions discussed, from tribal religions to the Islamic religion, have been approached in the same manner in terms of scientific approaches. In this study, the researcher's approach is not an attempt to cast aside their own beliefs and acceptances and put themselves in the place of the people being researched. On the contrary, this study has been conducted by maintaining one's belief and insistently preserving one's own position without putting oneself in the place of the researched. A person or researcher who centers on preserving themselves and their belief takes as a basis that the counterpart/the researched also preserves their own position, for this develops naturally as a necessity. Therefore, suspending prejudices or putting oneself in another's place is actually neither possible nor real. To flee from realities, even with good intentions, and to attempt to alter oneself is to try to obtain the impossible. Accepting realities—recognizing the existence of both oneself and the thing/person one is trying to understand—means starting the research and understanding with a distinct advantage. In this case, what is important is to accept the counterpart/the researched within their own reality. This signifies the beginning and the key to understanding them correctly and truly. Accepting is the first step, but respect is what matters from beginning to end, including the internalization of the concept of acceptance. The key to true understanding is respect. Respect opens the mind and the heart. In an academic study, a respectful approach produces realistic, original, and successful research. At this point, it does not matter who is researching whom—for instance, whether the insider is researching the outsider, or the insider is researching the insider. What is meant by respect is respect for the existence of the being, the limbs/parts that constitute that being, the elements/roots that enable its existence, the things belonging to it, and its actions; to esteem and accept these. However, self-respect and self-acceptance come first, and this is what it means to be free. The more a researcher is themselves and the freer they are, the more realistically they can approach the subject. Thus, one can understand a human being truly—that is, within their own reality and as a whole—only with all these considerations, or at least enter the path of understanding. A research founded on realities becomes a true foundation/ground with its results. Thus, truth can be built upon truth. For even if a truth is built upon falsehood or error, it is doomed to collapse one day.
Din, Dinler Tarihi, Dünya Dinler
Religion, History of Religions, World Religions